Yılların değişmeyen Ana Muhalefet Partisi CHP’de değişim rüzgarları esiyor. “Değişim ama nasıl” diyerek başladığımız ilk yazımızın ardından, “Değişim. Ama Neden?” diyerek devam etmek istiyorum. Nasıl bir değişim sorusuna cevap verebilmek için “neden?” sorusuna cevap bulmak gerekir.
Kurtuluş Savaşı’nı örgütleyen ve yürüten “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti”nin devamı olarak kurulan “Halk Fırkası”, 1924 yılında “Cumhuriyet Halk Fırkası” ismini aldı. Ulu önder Atatürk’ün “İki büyük eserimden birisi” dediği CHP, dünyanın en köklü partilerinden birisidir. Cumhuriyetin ilk yirmi yılı hariç, CHP ülkeyi yöneten bir parti olamamıştır.
Ülkemizin kurtuluşunda, kuruluşunda, kalkınmasında ve ardından çok partili siyaset hayatına geçmesinde baş mimar olan CHP, 1950 yılından bu yana geçen 73 yılda kaç yıl iktidar oldu biliyor musunuz?
Hani şu sağ görüşlü muhafazakar politikacıların her cümlesinde “Şu CHP zihniyeti var ya” dedikleri, bugün yaşanan bütün sorunlar için geçmişteki CHP iktidarlarını suçladıkları CHP, çok partili siyasal hayatımızda bu ülkeyi kaç yıl yönetti?
CHP, Çok partili demokrasimiz süresince sadece 30 gün süren azınlık hükümetinde tek başına iktidar olabilmiş. İktidar ortağı olduğu koalisyonların toplam süresi ise 10yıl 56 gün. Yani özetle 73 yılın sadece 10 yılında CHP iktidar ortağı olmuş.
2001 yılında kurulan AKP’nin 22 yıldır tek başına iktidar olduğu bilgisi bile, CHP’nin iktidara gelmek için değişiminin şart olduğu sonucuna götürür.
Ayrıca, bu ülkeyi yönetme yetkisini eline alamayan CHP, Cumhuriyetçilik ilkesine sahip çıkamadı. CHP, Türkiye’nin yarı demokrasiden ileri demokrasiye geçmesi gerekirken, otoriter demokrasiye yönlenmesine engel olamadı.
Milliyetçilik ilkesine sahip çıkamadı. Milliyetçiliği ayaklar altına alan bir partiye 22 yıl iktidarda kalma şansı verdi. Çoğulculuk yerine, çoğunluğun isteklerini yerine getiren, azınlığı yok sayan, Türk milletini etnik ve dini olarak ayıran iktidarlara karşı duramadı.
Halkçılık ilkesine sahip çıkamadı. Halkı hiçe sayan, bazı sınıf ve zümrelere ayrıcalıklar tanıyan, onlara devlet imkanlarını sonuna kadar açanlara engel olamadı.
Devletçilik ilkesine sahip çıkamadı. Yılların birikimi Cumhuriyetin kazanımı yüzlerce fabrikanın haraç mezat satılmasına engel olamadı. Türk halkının serbest piyasa dinamikleri içerisinde neoliberal politikalara teslim edilmesine göz yumdu.
Laiklik ilkesine sahip çıkamadı. Dini istismar edenlerle baş edemedi. Siyasal islamcıların adım adım şahlanışına, Cemaatlerin, Tekke ve Zaviyelerin ülkenin her yanını sarmasına, devletin içine nüfuz etmesine engel olamadı. Başta kadınlarımız olmak üzere tüm vatandaşlarımız elde ettiği hakları birer ikişer kaybetmeye başladı.
CHP, Cumhuriyeti kurarak başlattığı çağdaş medeniyeti hedefleyen kökten değişim sürecini devam ettiremedi. Devrimcilik ilkesini göz ardı eden CHP, sağ politikacıların peşine takıldı. İktidar olma şansını muhafazakar/ sağ partilere kaptıran CHP yüzünden ülkemiz çağdaşlık yolunda gerilerde kaldı. Devrimci ruhunu kaybeden CHP “eskimiş, çağını doldurmuş bir parti durumuna düşmüştür”
Evet CHP değişmeli. Çünkü “bu ülkede solun oyu yüzde 30, sağın oyu yüzde 70’dir” efsanesini bir türlü yıkamadı.
CHP (belirli dönemler hariç) varoşlarla, kürtlerle ve muhafazakarlarla barışık siyaset yapamadı,
Düzeni değiştirme iddiasıyla gelip, kendi iç düzenini bile değiştiremedi,
Ülkeye demokrasi getireceğim deyip, parti içinde demokrasiyi işletemedi,
Sırf sağ seçmene hoş görünmek için “hesap sormak” yerine “helalleşmeyi”, “yolsuzluk” yerine “israf” kelimelerini kullandı.
“AKP’nin en yıpranmış zamanında, Erdoğan’ın en yorgun vaktinde, iktidarın 21 yılında ülkemizin ekonomide, bürokraside, yargıda en sıkıntılı günlerini yaşadığı bir dönemde” iktidara gelemeyip, “Aslında biz kaybetmedik. En yüksek oyu aldık” diyebilen CHP değişmek zorundadır.
şimdi de önümüzde değişimden ne anlamalıyız? sorusu var.
Son Söz; “Güneş her gün yenidir” Heraklitüs

