https://www.kocatepegazetesi.com/yazi/murat-arisoy/tek-adam-soylemi/374169/
Yukarıdaki link Murat Arısoy’un Kocatepe Gazetesinde yayınlanan yazısının linki. Birazdan okuyacağanız satırlar bu yazının eleştirisidir.
TDK’ya göre “tek” kelimesinin sekiz anlamı var. Ama hepsinin vardığı yer aynı: eşi olmayan, bölünmeyen, paylaşılmayan, yalnızca kendine ait olan.
Bu bir tesadüf değil. Türkçenin kendi mantığı bunu söylüyor. “Tek parti”, “mutlak itaat”, “sınırsız yetki” dediğinizde, asıl anlamı taşıyan kelime çoğu zaman yanındaki “tek”, “mutlak” ya da “sınırsız” ifadesidir. Nitelenen kelime; parti, itaat ya da yetki olabilir. Bunlar tek başına suçsuzdur. Asıl mesele, o kelimelerin önüne gelen sınırlandırıcı ifadelerin ne anlattığıdır. Çünkü “tek”, “mutlak” ve “sınırsız”; denetimin, paylaşımın ve çoğulculuğun bittiği yeri gösterir.
Muhalefetin derdi Erdoğan’ın kişiliği değil. Kimse “adam mı, değil mi?” tartışması yapmıyor. Tartışılan, sistemin tek kişide toplanmış olmasıdır. Bu bir hakaret değil, bir rejim tarifidir. Siyaset bilimi bunun adını zaten koymuş: “one-man rule”, “personalist rule”, “strongman rule.”
Yürütme denetimsiz, yasama etkisiz; valiler, rektörler, Merkez Bankası başkanı tek imzayla değişiyor. 2017 referandumu sonrasında Meclis’in bütçe ve denetim yetkisinin fiilen boşalması, yargı atamalarının HSK eliyle tek merkezde toplanması vs…
Sevgili Murst’ın yazısı bu tartışmayı hiç açmıyor.
Şevket Süreyya Aydemir’in “Tek Adam”ını örnek gösterip başka bir isme yakıştırmak da akıl kârı değil. O kitap; bir imparatorluk enkazından devlet kuran, anayasası, çok partili sistemi ve kurumsal denetimi henüz oturmamış bir dönemin kurucu liderinin biyografisidir.
Dolayısıyla “Tek Adam” başlığını başka bir isme yakıştırmak, hem tarihsel bağlamı hem de kitabın anlamını görmezden gelmektir. O başlığın başka hiç kimseye yakışmayacağı, Türk milletinin ortak kanısıdır.